Salı, Haziran 10

korkular

korkudan ağlamak üzere olan zeynep






çok korkak oldu bu aralar zeynep. özellikle de elektrikli aletlerin sesinden korkuyor. ben süpürge yaparken bi köşeye çekilip bebekleriyle oynuyor. bu işten şikayetçi değilim tabi. ortalıkta dolaşmasından daha iyi ama.. acaba neden bu korkular diyorum. bir de böcek korkusu artarak devam ediyor. hafta sonu çanakkaleye gittik. annane ziyareti çok güzeldi. malum dut mevsimi geldi. ben çok severim. köye gidip dalından yiyelim dedik. ama zeynep sürekli ağladı uçuşan sinek ve böcekleri görüp. ilgisini kaydırmaya çalıştım ama olmadı.

şimdi birde denizden korkacak mı diye düşünmeye başladım. geçen yaz gökçeadada bir hafta sürekli girmiştik denize. maşallahı vardı. gık demeden giriyor ve güzelce oynuyordu suda.. şimdi aklı eriyor acaba korkarmı diye düşünüyorum. ilk karşılaşmayı güzel geçirirsek sorun olmaz herhalde.

iznimiz de taaa ağustosta.. o zaman kadar bilemicez bu sorunun cevabını..

alıştırmak için terasa havuz mu alsak ne???

Salı, Haziran 3

mende ııkıcamm

artık biz ne yaparsak oda yapmak istiyor. önceden de kendince taklit çalışmaları vardı ama bu sefer diline de vurdu...


ben mutfakta elimi ne zaman lavabonun altına soksam hemen ''mende ıkıcam'' diyor bizim küçük hanım. abdest aldığımızı görmesin hemen orda bitiyor ''elii ıkaa'' diye söylenmeye başlıyor.. mende otucam, mende inniii(incem), mende iicem(yicem), duyduğumda hayrete düştüğüm daha ne sözleri var da şimdi hatırıma gelmiyor. babasıyla duyunca önce birbirimize bakıp hayret ve mutluluğumuzu paylaşıyoruz göz göze sonra da bıcır hanımı öpücük yağmuruna tutuyoruz.

bir de şu sıralar beni babasıyla paylaşmak istemiyor. onu işe uğurlarken hemen aramıza giriyor. yanyana oturunca hemen kucağıma gelip türlü şirinliklerle kendini sevdiriyor. hele birlikte kitap okurken aramıza girip kitabı kendi kucağına istiyor ve mende okucam diyor. sayfaları karıştırıp cıbır bıcır bişeyler diyerek mutlu oluyor.

bizim küçük prensesin yeme probleminden bahsetmiştim ilk yazılarımda. gelen tavsiyeler üzerine ısrar etmemeyi öğrendim. ama zeyenp kendi bebeğini beslerken ısrardan vazgeçmiyor. dün o kendi kendine oynarken kulak misafiri oldum. bebğini kucağına aldı. elinde fincanı vardı ve iç iç diyordu bebeğine. o da içmemiş olacak ki attı onu yere.. babası da aynı kareye takılmış olmalı gözler hemen bana döndü. ' sen öylemi yapıyosun içmeyince!! ' şimdiye hiç yapmadığım bişeydi ama nasıl oldu da bunu kurguladı zeynep bilemiyorum. bu çocuklar insanın üzerine cani anne imajı bile yapıştırabiliyor böyle..

çocuk deyince bu farkı anladım. artık küçük kızım bebeklikten oldukça uzaklaştı. artık bi birey ve çocuk. baksanıza kendi isteklerini bile dile getirmeye başladı. kıyafet seçimi yapmaya bile başladı.. saçlarını toplayınca veya tarayınca hemen koşup babasının önünde salınmaya başlıyor. pijamalarını çıkarıp günlük kıyafetlerini giyince gidip terliklerini buluyor ve daha havalı geziyor.. birde terkiklerini çıplak ayakla giymek daha çok hoşuna gidiyor.



ne de hızlı büyüyor artık.. hızına yetişmek pek kolay değil.

Pazartesi, Haziran 2

artık evdeyiz

tam bir haftadır hiç evde oturmadık. özledim evde vakit geçirmeyi. pazar gecesi başlayan gezmeler bugün son buldu. hafta içi ev gezmelerine gittik eltimle.. zeynep her gittiğimiz evde birçok arkadaş buldu.. ama onlarla oynamak konusu hep sıkıntılıydı. sadece ilk tanıştığı iremle epeyce oynadılar. hatta sehpa altına falan girip işi biraz abarttılar. ama sonraki günler yanımdan hiç ayrılmadı. bu sorunu nasıl aşıcaz bilmiyorum. diğer çocukların ona zarar vereceğini düşünüyo galiba.. umarım en kısa zamanda alışır başkalarıyla iletişim kurmaya..

dün uzun süredir beklediğim dikiş makinası geldi. dikiş dikmeyi çok iyi bilmiyorum. tecrübem yok. kursa falan de gitmedim. nakış kursuna gitmiştim. aslında dikey geçiş sınavını kazanıp okula devam etmeseydim şimdi usta bi terzi olabilirdim belki. kızıma türlü çeşit elbiseler dikerdim tabi kendime de.. kızımla bir örnek giyerdik bazen.. neyse şimdi bi hevesle başlıcam dikişe.. biraz internette araştırıp püf noktalarını, kendi kendime bişeyler yapıcam.. eylül ayında belki busmek kursuna katılırım..

akşam zeynebin karnı ağrıdı.. çoraplarını çıkarıp durursa olacağı buydu. ama karın ağrısını anlatışı da çok etkiliydi. anne acıyooo.. neresi acıyo kuzum.. eliyle karnını tutup buuaasııı..
ayaklarını ısıtıp birazda masaj yapınca hafifledi ağrı. ama bu seferüstündeki kıyafetlere suç bulmaya başladı.. uyuyana kadar üç dört kez üst değiştirdik.. karnını onlar acıtıyormuş hanımın dediğine göre.. hemen okula gitmemek için karnı ağrıdığını söyleyen çocuklar geldi aklıma.. acaba zeynepte onlardan biri mi olacak..

dün botanik parka gitmiştik. göl kenarına oturp ördekleri seyredip çekirdek çitledik.. yayagı vardı yanımızda, serdik oturduk.. zeynebin sinekten ve böceklerden ne kadar çok korktuğunu birkez daha görmüş olduk.. yaygı üstünde tek başına oturmadı. ya benim ya da babasının kucağındaydı. hele bacağına falan konmaya kalktıklarında ortalığı birbirine kattı..

oyuncak bebeklerden de çok korkuyordu bir yaşına kadar.. sonra ben bir bebeğini kucağıma alıp aa ne güzel gözleri varmış, aa bak onunda iki tane kolu var, ayaklarında da bappaları var diyerek sevdirmiştim. ama sinek veya böcekler konusunda ne yaparım bilemiyorum. ben korkmam böceklerden ama elime alıp sevmek de mümkün olmaz.. ne yapıcaz bilmem..


kızımda aynı benim yaz meyvalarına bayılıyo.. hele bi de erik istemesi yok mu.. aannneee eliiik viii.. daha ver diyemiyo. onun için herşey viii.. al ver aynı manada..

saçlarıda uzadı minik prensesimin. bu yaz toplamayı başarabilirsek kestirmicez. geçen sene toplatmıyordu ve sıcaktan ensesi kızarıyordu. kestirmiştik saçlarını.. artık büyüdü kızımız.. bizde uzun olmasını istiyoruz saçlarının.. baklım ne kadar dayanabilicez..

şimdilik bu kadar diyelim.. küçük hanımın uyku vaktini geçirmeyelim...

Salı, Mayıs 27

yeniden buluştuk

çoooook uzun bi aradan sonra merhaba..
merak edilecek bi durum değil biraz yoğunluk biraz da tembellikten yazamadım uzun süre..
minik kuşum büyümeye devam ediyor ama ben bunu adım adım belgeleyemiyorum ne yazık.. bundan sonra inşaallah diyerek yeni bi başlangıç yapalım..



küçük kızım artık küçük cümleler kurmaya başladı.. özneli yüklemli..


sabah kalkınca ilk işi yatak odasında babasını aramak ve sonra baba işi ditti.. diyerek benim kucağıma atlamak..


önümüzde tuvalet eğitimi gibi zor ve zahmetli bi süreç bizi bekliyo.. bakalım nasıl atlatıcaz bu günleri.

yaz çok hızlı geldi.. hasret kalmıştık ama o soğuk havalardan sonra bu kadar çabuk yanmayı hayal edememiştim.

seviyorum yazları.. küçük çocuğu olan anneler bilir.. evden dışarı çok daha hafif bi çantayla çıkabiliyoruz.. hele de o minik eller ve ağız dondurmaya bulanıyor ya.. süper manzara..

Perşembe, Nisan 3

anne deedii

bugün işteydim. zeynep heryerde beni aramış. yorganı çekip altından beni bulucanı sanmış bebeğim. babasının anlattığına göre sonra hep birlikte (babaanne, baba, dede ve zeynep) ben yokum diye ağlamışlar :P maksat beni yumuşatmak tamam o zaman artık gitmiim dedirtmek.. ama pes etmek yok. tam eve gelirken canım bana bunları anlatıyordu, telefonum çaldı. arayan eski bi arkadaşımdı. zeynepten 1 yaş büyük kızı.. kendisi de 5 ay önce işe başlamış. ve kızını annesinin yanına samsuna göndermiş. arkadaşım istanbulda... sık sık geliyordur annen dedim. ayrılınca çocuk çok etkileniyormuş. o yüzden sıkta görüşemiyorlarmış. neyse canımın içi bunları duyunca bi daha söz etmedi zeynep ağladı falan diye.. sağolasın yeşimcim. tam vaktinde aradın :))

sabahnurun ve diğer arkadaşların sitesinde bi ebelemedir gidiyo. ya biri bana anlatabilir mi bunu.. konu çok güzel. ama ben fransız kaldım. belki firdevs bana yardımcı olur :)


tüm günün acısını yemekten sonra çıkardık minik fındığımla.. hep oyun oynayalım, gözüm hep onda olsun istiyo.. sırf dikkat çekmek için orta sehpanın üstüne çıkıyo.. hemde cam sehpa.. bişey olacak diye ödüm kopuyo ama tepki verirsem oyun zannedip tekrar edecek diye hiç farkında değilmiş gibi yapıyorum. ama o kadar zorki yüreğim ağzımda...

bu akşam annem aradı.. uzun denebilececk bi komuşmanın içinde kızımın bana yaptıklarını duyunca annanesi kocaman öpmek sımsıkı sarmak istedi biricik torununu... ama ne mümkün... aramızda yollar... ayaklarım ıslaktı annem aramadan önce o nedenle çorap giymemiştim... sonra konuşmaya daldık falan derken, zeynep elinde çoraplarımla geldi.. anne üşşüüü, anne üşşüü... bir çift giydirdi ama yetmedi.. gitti bi tek daha getirdi.. baktı babasında da yok.. baba üşşüüü... onada giydirdi çorapları vesselam. zeynep çok sıkıntılı bi çocuk. hemen sıcaklıyo ve üstünde ne varsa çıkarmak istiyo.. ilk çıkarttığı da çorapları oluyo. bende onun çıplak ayaklarına dokunup '' hhiii eyvaaahh bak ayakların üşümüş hadi giyelim çorabını diyorum.. sonra da roller değişiyo tabii..


dün zeyneple kalabalık bi arkadaş toplantısındaydık. zeynepten bir iki yaş büyük iki ablası vardı orda.. ama o ikisi kızımı sıkıştırıp ağlattılar.. zaten bizimki kendi yaşıtlarıyla oynamayı sevmiyo, bi de ablalarından bu darbeyi yiyince artık biraz daha zorlaşacak kendi yaşıtlarına alışması..


hakan abimiz ödev yaptıkça bizimkinide bi kalem aşkı aldı yürüdü.. durmadan yazıyo maaşallah.. sabah kalkıyo ilk iş eline kalem kitap alıp başlıyo yazmaya.. sanki gece ödev yetiştirememiş... aralarında yedi yaş var nerdeyse kendini onunla bir tutuyo.. bu arada hakanın annesi ümrede olduğu için babaannemiz bakıyo onlara. Zeynebede gün doğuyo tabi..

hakanla oynarken bebeklerini, bebek arabasını, çay takımlarını falan unuttu.. artık gözde oyuncaklar top, balon, satranç piyonları, hayvanlar...ve arabalar.. naapalım onlardan da gönlü geçsin hanım kızımızın bakalım.

ve artık merdiven çıkabiliyor minik prenses.. ama henüz inemiyo.. bunu keşfettiğm ilk gün kalbim duracaktı..
ben evdeydim, zeynep hakanlarla birlikte alt katta babaannesinde.. giriş kat olduğundan ve ayrı bir kapı daha olduğundan dışarı açılan kapıyı tam kapatmaz kayınvalidem. maksat biz rahat edelim.. ama artık bitti. .. kapıyı açık bulan zıpır annesinin yanına gitmek ister. şimdiye kadar denememiş olsada şimdi tam vaktidir diye düşünür heralde sanırsam :) merdivenler çıplak mermer ek bilgi olarak.. yani halı falan kaplı olsa yine iyi.. bende gayet normal bi bakiim bizim yaramaz babaannesini üzüyormu diye açtım kapıyı.. ne göriiim. tam yarıda bizim fındık. çığlık atsam koşsam kesin panikleyip dönücek düşücek.. sakin sakin ''bekle kızım geliyorum'' telkinleriyle nasıl inip kucakladım... sanki kaç yıldır ilk defa kucaklıyormuş gibi.. uzun bi sürede atamadım üstümden o korkuyu.. babaannesine anlatınca olanları kapı hakkındaki kesin karar verildi.. hep kapalı ama üstünde anahtar olcak..

Pazar, Mart 23

yine uf olduk :(

ne yoğun bi hafta oldu yine..

yengemiz yani eltim cuma günü kutsal topraklara gitmek için yola çıktı. malum bütün hafta helalleşmek için gelen misafirlerimiz vardı. tatlı telaşlarla geçen haftanın sonunda hem mutlu hem buruk yolcu ettik onu ailesiyle kabe'ye doğru. iki oğlu ve eşi kaldı arkada. biz zaten gözyaşlarımızı zor tutarken onların son vedalaşmaları coşturdu hepimizi.. Allah yollarını açık etsin... zeynepte ağladı ne olduğunu tam anlamadan ve en çokta hakanda gidecek sanarak..


dün de havanın güzelliğine dayanamadık zeyneple sokağa çıktık.. küçük çocukları olan bir iki komşu daha... çocuklar gezdi biz lafladık.. ve galiba yaz böyle sokaklarda geçecek. dışardan çocuk sesleri gelirken zeynebi evde tutmak imkansız..


akşam olunca yemek falan derken bi baş ağrısı tuttu beni yine.. özel bi doktora gidip adamakıllı araştırma yaptırıcaz herhalde artık. midemden kaynaklanan bi baş ağrısı bu sefer. mide bulantısıyla birlikte.. dayanmaya çalıştım ama sonu acil serviste bitti. bi iğneyle birkaç saat sonunda ayağa kalktım. gece eve geldiğimizde zeynebin ateşi çıkmıştı.. hemen şurubunu verdik. ateşi düşünce de uyumaya devam etti meleğim..

bugün biraz kırgınlık var üzerinde.. oturmayı bile sevmeyen miniğim şimdi yatmak istiyo..
iştahı zaten yoktu ama şimdi iyice isteksiz. zorla birkaç yudum yedi.. acaba dün diyorum havaya aldanıp üşüttüm mü bebeğimi. ateşi yine çıkmazsa hemen atlatırız inşaallah.. şimdiye kadar hiç böyle sık hastalanmazdı. anne sütünü bırakmamızda etkili oluyor galiba bunda.


oysa bugün babişde evdeydi.. her pazar evde olamıyor. bugün gezmeye gideriz diyorduk.. kısmet işte.. her şey planlandığı gibi olmuyor.. evdeki hesap çarşıya uymuyor. ..
zeynep iyi olsunda başka zaman gideriz artık..

hastalıkları anlatmaktan bebeğimle ilgili yeni gelişmeleri yazmayı unutuyorum. günden güne değişiyor bebğimin hareketleri.. artık bir kopya makinesi.. babasının fizik tedavi sırasında ve devamlı yaptığı hareketler var.. sayarak yapılıyor bu hareketler tabi. şimdi ne zaman ben bir iki üç desem zeynep başlıyor ayağını kaldırıp indirmeye, kollarını hareket ettirmeye.. koltuğa tutunup ayaklarının bi birini bi diğerini arkaya doğru kaldırmaya.

konuşmalar da artık bayağı netlik kazandı.. anne ditti, baba ditti, baba deedii, anne deeedii, maak (mayk bebek), mambaa (lamba), fffüt (süt), papiş (safiş yani safinaz bebek)... ilk aklıma gelenler bunlar.. canımın içi bebeğim.. senin büyüdüğünü görmek bizi hayata sımsıkı bağlıyor.. ve ilerde bizi daha nasıl şaşırtacağını çok merak ediyoruz. Seni çok seviyoruz zeynebim.. gözümün nuru küçük meleğimmm.

Salı, Mart 11

ah ayrılık

bugün işe başladım. zeynepten ilk defa bu kadar uzun süre ayrı kaldım. nerdeyse 12 saat.. çok zor oldu gerçekten.. tek tesellim haftada sadece bi gün çalışıcam..bi baharat firmasında sorumlu müdür olarak. aslında doğum iznine çıkan bi arkadaşımın yerine bakıcam.. öyle derler ya.. şimdilik birkaç ay diye konuştuk.. neyse bunları boşverelim de ben eve gelince küçük meleğimin yüzünde oluşan o şaşkınlık ve sevinç karması ifadeyi hiç unutamam herhalde.. bütün gün anne ditti demiş durmuş. bütün gece kucağımdan inmedi :) bende çok özledim biriciğimi.. öptüm kokladım durdum.. bebeklerinden çok daha uzun süre ayrı kalan ve tam zamanlı çalışan annelere Allah'tan kolaylıklar ve sabır diliyorum tabi o küçük meleklerede!!